Başımda bere elimde sarı madenden bir boru
Deli gibi gidiyorum katarın gittiği yere doğru
Çeh, çeh, çeh, çeh

Başımda bere elimde sarı madenden boru (boru)
Beni kendimden koru (koru)
Mekanım inatla en arka vagonda yemekli dolu
Boş misafir odam; evim, yuvam, ticari fonum
Yolun sonunda görünmez olursam komik bir tesadüf olur
Kaç! Beni kendinden koru, yine nergisler soluk
Yollar bizim yollar bizim, makinist bizden moruk
Taş, toprak, çamur üstüm başım ama hiç fark etmez sonu
Yıkıl! Sıkılırsak yürürüz nasılsa, elimde frenin kolu
Çantam boş, yüküm kafam; kafamda bir ton soru
Biletim yok, pusulam kırık; kıçımda bol pantolon
Haritam yırtık pırtık, soluk zaten tanımadım hiç sağı solu
Bu tren geriye de gider bi’ gün bakınız Arifiye İstasyonu
Çekil! Kapkara hala kafamızın içi
Gittik, gördük Veni, vidi, vici
Gerilimin niçin? Gerilimin niçin?
Vur, kafasına vur gelişine piçin
Bi’ neden bahşet lütfen bana
Bi’ gün evinizi bulup, yeminimi bozup
Yanınıza gelip, gemileri yakıp
Bi’ teneke tiner… (Şşş)

Trenin düdüğüne distorsiyon İslahiye’deki bir pansiyon
İcadiye’den bir porsiyon; çöz, göm, ölç tansiyon
İnsan bir kere de sormaz mı?
Her nisan camlar buğulanmaz
Ve de hiç sallanmaz bu tren
Bu ne değişik şekilde bir süspansiyon?
Bu yolun sonu uçuruma da çıkabilir
Ya da belki de sonu yoktur, bunalım boşa
Belki de çember tüm raylar, sen dönüyorsun
Belki de zaman; lineer değil de sürekli baştan yaşıyorsun
Belki de bu hayat bir simülasyon, belki de geleceği sen yazıyorsun!

Beni kendimden koru (koru)
Yine nergisler soluk (soluk)

Yıldızlar, yıldızlar tepemde bi’ tane yıldız var
Halimi hatrımı sormaz, bilmez
Sürekli diyo’ bana kızgın kal
Kızgın kal (kızgın kal) kızgın kal (kızgın kal)
Kızgın kal (kızgın kal) kızgın kal (kızgın kal)
Hırsızlar, hırsızlar kompartımanıma sızmışlar
İstikbalimi tırtıklarken tüm gece ağladım hırsımdan
Islık çal
Islık çal
Örgütlen, yardım çağır
Yardımlaş, camdan limon at biberli gözlere sıksınlar!

Söz: Çağrı Sinci
Müzik: Noiseart

Tarafından Eklendi

Serhat Aksoy

SHARE